Sade Tasarım

Sade tasarım birçok kişinin zihninde hiçbir şey yok anlamına gelmektedir.. Bu, kısa bir süre önce üzerinde çalıştığım bir kitabın konusuydu: sade tasarım kavramı, hiçbir şeyin değeri, bir şeylerin yokluğunun anlamı ve yorumu.

Masamdan sürekli olarak asap bozucu derecede zeki insanlar tarafından yazılmış tuhaf ve büyüleyici metinler geçer, ama bu gerçekten özel bir şeydi. Yayın dünyasıyla ilgili küçük bir sırrı size açıklayacağım: çoğu kitap bir şeyle ilgilidir. Bir şey, tasarımcının dostudur. Bir şey olunca ne yapacağınızı bilirsiniz. Hiçbir şey ise çok daha ender rastlanan bir şeydir. Ve genelde sade tasarım yani sade olan hiçbir şey diye anılır. Onu nereye koyacağınızı, neye benzediğini bilmezsiniz.

Aslında bütün bu sorulara verilebilecek apaçık bir cevap var, ama o anda bana öyle görünmedi. O cevabı ancak beyaz bir sayfaya uzun bir süre baktıktan sonra buldum: hiçbir şey, hiçbir şeydir. Bu, henüz tam olarak geliştirilmemiş bir fikrin temelini oluşturdu.

Sonra da Peter Mendelsund’un, Italo Calvino’nun yayımlanmış kitaplarının listesi konusundaki çalışmalarının yaratıcı sürecini çok ayrıntılı bir şekilde belgelediği bloguyla karşılaştım. Mendelsund’un da zihninde hiçbir şey vardı ve Calvino’nun The Arrow in the Mind eserinde geçen, bu konuyla bağlantılı şu alıntıyı vurguluyordu:

“Boşluk da bir renk midir? Boşluk, zihnin rengidir. Zihnin rengini hiçbir zaman görmeyiz, çünkü başka renkler zihnimizden geçer ve bakışımıza kendini dayatır.”

Zihnin rengi. Böyle bir şeyi deneme fikrine kim karşı koyabilir ki? Komik duruma düşmekten hiçbir şartta korkmamanız gerektiğine inandığım için, müşterime sunduğum kapak kavramlarından biri boşluktu. Boşluk sadeydi. Başlık, yazar veya sahte etiketler yoktu. Üzerinde hiçbir şeyden başka hiçbir şey yoktu.

 

 

Sade tasarım
Sade tasarım

 

 

Sade tasarım ile çok büyük şeyler anlatmak sizin elinizde. Bundan 20-25 yıl önce bu görsel hiçbir şey ifade etmezken şimdi bu sadeliği ile çok şey ifade ediyor.

Önerim kibar ama anlaşılır bir şekilde hemen reddedildi. Bu bana çok şaşırtıcı gelmedi, başından beri riskli bir öneriydi. Uygun olanla pazarlanması imkânsız olan arasında bir şey olup ya hedefi on ikiden vuracaktı, ya da duvara toslayacaktı. Duvara tosladı. Ama o fikir hâlâ zihnimde ve şimdi kitap tasarımında hiçbir şey konusundaki tüm varsayımlarımı ve bir kapağın ne olması veya ne olmaması gerektiğini sorguluyorum. Dijital dünyaya hantal bir şekilde adapte olan tüm fiziksel formatlarda olduğu üzere, kitapların bugünden yarına nasıl değişmesi gerektiğini kesin olarak belirlemek imkânsızdır ve bu belirsizlik boşluğuna zihnimden şeytani fikirler yayılıyor…

Örneğin: Neden hiçbir şey olmasın? Neden sade tasarım olmasın? Bir kitabın kapağında herhangi bir şey olmak zorunda mıdır? Online satışta kapak gösterilir ve yanına kitapla ilgili tüm ayrıntılar yerleştirilir. Başlığın, yazarın ve tüm o kelime kalabalığının orada olması iyidir, ama artık elzem değildir. Kapak bu sorumluluklardan kurtarılabilir ve metnin daha dışa vurumcu yorumları için boş bir tuval haline getirilebilir.

Ve: Burada, gerçek dünyada, bir kütüphanenin veya kitabevinin raflarında kitap sırtı kapaktan daha önemli değil midir? Neden kitap sırtlarını hiç konuşmayız? Sırtlar sevgimizi hak etmiyor mu?

Ayrıca: Tasarımcılar, kitapların görsel dilini sürekli olarak bozup baştan yaratırlar. Metin çıkarılır, yeniden şekillendirilir, düzeltilir. Alışılmadık olan hangi noktada alışıldık olur? (Belli ki büyük çaplı karışıklıklardan sonra. Bazı okurların başlığa ulaşmak amacıyla David Pearson’ın olağanüstü Nineteen Eighty Four kapağının siyah boyasını kazıdığı ve bu kasti karartmanın, normlara özgürlük kazandırma amaçlı bir meydan okuma olarak yorumlandığı anlatılır. Dave Eggers’in You Shall Know Our Velocity!’nin sorunu tam tersiydi, yani çok fazla metin içeriyordu. Orada anlatım ön kapaktan başlayıp kapak içlerine kadar sürüyor ve okura alışkın olduğu soluklanma imkânı vermiyordu. Kutu kutu kitaplar hatalı olduğu düşüncesiyle iade edilmiş.)

 

 

Sade Tasarım-Nothing
Sade Tasarım-Nothing

 

 

 

Bence müzik sektörü bütün bu sorulara uzun zaman önce cevap verdi ve tasarımın soyutlanması açısından bir devrim yaşadı. Albüm kapakları sürekli olarak gelenekleri ve beklentileri altüst eder. Aklıma kitap kapağımla çok incelikli ortak tasarım nüansları içeren bir albüm kapağı örneği geliyor: Beatles topluluğunun White Album’ı. Bir kare dolusu hiçbir şey. Boşluğun ilahlaştırılmış hali… Ama artık boş değil. Kısa bir süre önce sanatçı Rutherford Chang, We Buy White Albums projesi için bu albümden yüzlerce topladı ve hiçbiri kusursuz değil. Her biri eşsiz bir şekilde solmuş, lekeler, yırtıklar, etiketler veya vandallık örnekleri içeriyor. Bir arada görüldüklerinde birbirinin aynısı olan hiçbir şeylerden elli yıl boyunca inanılmaz bir çeşitlilik ortaya çıkmış.

Belki de zihnin rengini gösteren zamandır. Hiçbir şey sadece bir boşluktur, sadeliktir. Zamanla hepsi tuhaf ve etkileyici olan milyonlarca bir şeyle dolacaktır. Sade tasarım zihinlerimizi diri tutar.

Düşüncelerinizi Paylaşın